Algoritmik Kürasyondan ‘İnsan Kürasyonuna’ Dönüş: Bluesky, Threads ve Özgürleşen Akışlar

Sabah kahvenizi elinize alıp telefon ekranını kaydırmaya başladığınız o anı düşünün. X’te (eski adıyla Twitter) karşınıza çıkan ilk üç gönderi, hiç takip etmediğiniz hesaplardan gelen, sadece sizi öfkelendirmek için tasarlanmış “rage-bait” içerikler. Instagram’a geçiyorsunuz; arkadaşlarınızın ne yediğini görmek isterken, sistem size hiç tanımadığınız bir influencer’ın sponsorlu cilt bakımı rutinini izletiyor.

Bir zamanlar “sosyalleşmek” için girdiğimiz bu platformlar, artık bizi birer veri noktası olarak gören ve neyi seveceğimizi bizden daha iyi bildiğini iddia eden algoritmaların oyun alanına dönüştü. Ancak rüzgar tersine dönüyor. Dijital dünyada sessiz ama güçlü bir devrim yaşanıyor: Kullanıcılar, algoritmik kürasyondan kaçıp, yeniden “insan kürasyonuna” (human curation) sığınıyor.

Bu makalede, X ve Instagram yorgunluğunun nasıl Bluesky ve Threads gibi platformlara, hatta daha geniş çerçevede Fediverse kavramına doğru kitlesel bir göç başlattığını inceleyeceğiz.

Algoritma Yorgunluğu: Kontrolü Ne Zaman Kaybettik?

Sosyal medyanın ilk yıllarını hatırlayın. Her şey basitti: Birini takip ederdiniz ve o kişi bir şey paylaştığında, ana sayfanızda görürdünüz. Kronolojikti, şeffaftı ve en önemlisi kontrol sizdeydi.

Ancak zamanla platformlar, “Sizin İçin” (For You) sekmeleriyle bu kontrolü elimizden aldı. X’in agresif algoritması ve Instagram’ın TikToklaşma çabası, kullanıcı deneyimini “bağlantı kurmak”tan “içerik tüketmeye” evritti. Bu durum, literatürde “Algoritma Yorgunluğu” olarak adlandırılan bir fenomeni doğurdu.

Kullanıcılar artık makine öğreniminin onlara sunduğu sonsuz ve kaotik akıştan bıkmış durumda. İnsanlar, bir yapay zekanın “bunu seveceksin” dayatmasını değil, güvendikleri bir arkadaşlarının, sevdikleri bir küratörün veya bizzat kendilerinin seçtiği içerikleri görmek istiyor. İşte tam bu noktada, Bluesky gibi platformlar bir kaçış rampası olarak devreye giriyor.

Bluesky ve ‘Starter Pack’ Devrimi: Kendi Algoritmanı Kendin Yaz

Bu dönüşümün en somut örneği, son dönemde büyük bir göç dalgasıyla kullanıcı sayısını katlayan Bluesky. Jack Dorsey’in vizyonuyla başlayan (ve şu an bağımsız ilerleyen) bu platform, X’in tam tersi bir vaatle geliyor: Merkeziyetsizlik ve Seçim Özgürlüğü.

Bluesky’ın sunduğu en devrimci özellik, algoritmaları birer “seçenek” haline getirmesi. Kullanıcılar, platformun onlara dayattığı tek bir ana akışa mahkum değiller. İsterseniz sadece “Kedi Fotoğrafları” akışını, isterseniz “Bilim Haberleri” akışını ana sayfanıza sabitleyebiliyorsunuz.

Daha da önemlisi, “Starter Packs” (Başlangıç Paketleri) özelliği ile insan kürasyonu geri dönüyor. Bir uzman, kendi alanındaki en iyi 50 hesabı bir paket haline getiriyor ve siz tek tıkla o kürasyonu takip ediyorsunuz. Bu, algoritmanın değil, bir insanın “Bu hesaplar değerlidir” demesidir. Güven, makineden insana geri transfer oluyor.

Threads: Meta’nın Kronolojik Akışla İmtihanı

Öte yandan Meta’nın X rakibi Threads, daha farklı bir strateji izliyor. Başlangıçta Instagram grafiği üzerine kurulu algoritmik bir akışla başlasa da, kullanıcıların ısrarlı talepleri sonucunda “Takip Edilenler” sekmesini ve kronolojik akışı daha erişilebilir hale getirmek zorunda kaldı.

Threads’in yükselişi ve X’ten kaçan kitleyi tutma çabası, ana akım kullanıcıların bile artık “karışık ve manipülatif” akışlardan ziyade, sakin ve takip edilebilir bir zaman tüneli aradığını kanıtlıyor. Threads, Fediverse (ActivityPub) entegrasyonu sözüyle de, kullanıcılarına “verilerinizi alıp başka bir yere gidebilirsiniz” mesajı vererek, kapalı duvarları yıkmayı vadediyor.

Fediverse ve Dijital Özgürlük Arayışı

Bu göçün en teknik ama en felsefi boyutu ise Fediverse (Federated Universe). Mastodon ile başlayan ve şimdi Threads/Bluesky (AT Protocol) ekseninde tartışılan bu kavram, sosyal medyanın tek bir şirketin (Elon Musk veya Mark Zuckerberg gibi) tekelinde olmaması gerektiğini savunuyor.

Kullanıcılar artık şunun farkında: Bir platformun algoritması değiştiğinde, yıllarca emek verdiğim kitlemle bağım kopmamalı.

İnsan kürasyonuna dönüş, sadece kronolojik bir akış istemek değil; aynı zamanda dijital kimliğimizin ve gördüğümüz içeriğin sahipliğini geri talep etmektir. X’te yaşanan her krizde Bluesky veya Mastodon sunucularının çökmesi, insanların bu özgürlüğe ne kadar aç olduğunun en büyük göstergesi.

Sonuç: ‘Less is More’ (Az Ama Öz) Dönemi

Dijital pazarlama ve içerik dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor. Artık markalar ve içerik üreticileri için “algoritmayı hacklemek” (growth hacking) yerine, gerçek topluluklar oluşturmak ve insan filtrelerinden geçebilecek kalitede içerik üretmek önem kazanıyor.

X ve Instagram’ın gürültülü, reklam dolu ve manipülatif dünyasından kaçan kullanıcılar; Bluesky’ın sakin limanlarına, Threads’in metin odaklı sadeliğine ve Fediverse’ün özgürlükçü yapısına sığınıyor.

Gelecek, milyarlarca içeriği önümüze yığan algoritmaların değil; ne göreceğimizi, kimden göreceğimizi ve ne zaman göreceğimizi seçebildiğimiz insan odaklı platformların olacak gibi görünüyor. Belki de dijital detoks, telefonu tamamen kapatmak değil, sadece akışı (feed) doğru seçmektir.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir