İlk katlanabilir telefon prototipleri hayatımıza girdiğinde takvimler 2019’u gösteriyordu. Ekranlarında oluşan kırılmalar, toz alan menteşeler ve astronomik fiyat etiketleri, bu cihazları “geleceğin teknolojisi” olmaktan çok “pahalı bir deney” gibi gösteriyordu. Ancak aradan geçen 6 yılın ardından rüzgar tersine dönüyor.
Bugün geldiğimiz noktada Samsung, Huawei, Pixel, OnePlus ve Honor gibi devlerin kıyasıya yarıştığı bu arenada asıl soruyu sormanın zamanı geldi: Katlanabilir telefonlar hala bir “niş” ürün mü, yoksa akıllı telefonların yeni standardı olmaya hazır mı?
“Kırılacak” Korkusu Tarih Oluyor: Dayanıklılık Testi
Katlanabilir telefonların ana akıma geçişindeki en büyük engel her zaman dayanıklılık (durability) algısıydı. Kullanıcılar, binlerce dolar verdikleri bir cihazın tırnak darbesiyle çizilmesinden korkuyordu.
- nesil cihazlarla birlikte bu korku büyük ölçüde aşıldı. Artık şunları standart olarak görüyoruz:
- IPX8 Suya Dayanıklılık: İlk modellerin aksine, yeni nesil katlanabilir cihazlar artık suya düşmeye karşı amiral gemisi standart telefonlar kadar dirençli.
- Gelişmiş Menteşe (Hinge) Teknolojisi: “Damlacık” menteşe tasarımları sayesinde cihazlar artık tamamen düz kapanıyor ve aradaki boşluktan toz girmesi engelleniyor.
- Ultra İnce Cam (UTG): Plastik hissi veren ekranlar yerini, esnek ama cam hissiyatı veren daha sert materyallere bıraktı.
Yine de dürüst olmak gerekirse; ekranın ortasındaki o meşhur “kat izi” (crease) tamamen yok olmuş değil, ancak artık görmezden gelinebilecek kadar silikleşti.
Fiyat Barajı ve Pazarın Genişlemesi
Teknolojinin demokratikleşmesi her zaman fiyatların düşmesiyle başlar. Katlanabilir telefonlar ilk çıktığında 2.000$ bandını zorlarken, bugün pazar ikiye ayrılmış durumda:
- Kitap Tarzı (Fold): Tablet ve telefonu birleştiren bu modeller hala “Ultra Premium” segmentte (1.500$ – 1.800$) yer alıyor. Burası iş profesyonelleri ve içerik üreticileri için.
- İstiridye Tarzı (Flip): İşte asıl devrim burada. Fiyatları standart bir iPhone veya Galaxy S serisi ile rekabet edebilir seviyeye (900$ – 1.000$) indi. Hatta Motorola ve Tecno gibi markalarla orta segment fiyatlarına yaklaşan modeller görmeye başladık.
Bu fiyat düşüşü, katlanabilir cihazların “lüks tüketim”den “erişilebilir teknoloji”ye geçişinin en büyük kanıtı.
Yazılım: Donanım Hazır, Peki Ya Android?
Donanım ne kadar iyi olursa olsun, yazılım ona ayak uyduramazsa cihaz bir “tuğla”dan farksızdır. Google’ın Android 12L ile başlattığı ve Android 14 ile olgunlaştırdığı tablet/katlanabilir arayüzü, bu cihazların kaderini değiştirdi.
- Multitasking (Çoklu Görev): Aynı anda 3 uygulama çalıştırmak, sürükle-bırak dosya transferi yapmak artık çok akıcı.
- Flex Mode: Telefonu yarı katlı bırakıp tripodsuz fotoğraf çekmek veya bir yandan video izleyip alt ekranda yorumları okumak, kullanıcı alışkanlıklarını değiştiriyor.
Ana Akıma Geçiş Sancıları
Her şey tozpembe mi? Kesinlikle hayır. Geçiş sancıları hala devam ediyor:
- Tamir Maliyetleri: Esnek ekranların değişimi hala çok pahalı ve teknik servis süreci standart telefonlara göre daha karmaşık.
- Pil Ömrü: Cihazların içine hareketli parçalar (menteşe) girdiği için bataryaya ayrılan yer azalıyor. Bu da yoğun kullanımda pil performansının standart telefonların bir tık gerisinde kalmasına neden oluyor.
- Kamera Kurulumu: Fiziksel alan kısıtlaması nedeniyle, en iyi kamera sensörleri genellikle katlanabilir modellerde değil, markaların “Ultra” serisi düz telefonlarında kullanılıyor.
Sonuç: Niş’ten Çıkış, Zirveye Yürüyüş
Katlanabilir telefonların 6. yılında rahatlıkla söyleyebiliriz ki; bu cihazlar artık birer prototip değil. “Niş” tanımı, özellikle Flip modelleri için geçerliliğini yitirdi. Genç kullanıcılar ve sosyal medya odaklı kitle için Flip modelleri yeni bir moda ikonu haline geldi.
Kitap tarzı (Fold) modeller ise hala “Pro” kullanıcıya hitap etse de, tablet taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırmasıyla iş dünyasında yeni standart olma yolunda.
Eğer 2025 yılında yeni bir telefon alacaksanız ve “Sıkıcı dikdörtgen cam parçalarından sıkıldım” diyorsanız, korkmadan katlanabilir tarafa geçebilirsiniz. Teknoloji olgunlaştı, fiyatlar makul seviyeye yaklaştı ve gelecek artık bükülebilir durumda.


